KÜRESEL EKONOMİDE ORTA DOĞU SARKACI

Home Uncategorized KÜRESEL EKONOMİDE ORTA DOĞU SARKACI


​IEA, IMF, WBG VE WTO ORTAK DEKLARASYONU IŞIĞINDA BİR ANALİZ
​Küresel ekonomik sistemin en önemli dört sacayağı olan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası Grubu (WBG) ve Dünya Ticaret Örgütü (WTO), temmuz ayında acil bir ortak deklarasyon yayımlamıştır. Bu liderler zirvesi, mevcut krizin tek bir kurumun ya da disiplinin müdahalesiyle çözülemeyecek kadar çok boyutlu ve karmaşık olduğunu kanıtlamaktadır.
​Orta Doğu’daki savaş, bölgesel bir çatışma olmaktan çıkıp küresel enerji piyasalarını sarsmış, dünya ticaret hatlarını tıkamış ve makroekonomik dengeleri derinden etkilemiştir.


KRİZİN ÜÇ TEMEL BOYUTU: ENERJİ, TİCARET VE EKONOMİ
Çatışmalar nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan geçiş aksamaları ve geçici kapanmalar; küresel petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve petrokimya sevkiyatlarını felç etmiştir. Aynı zamanda IEA ve IMF verileri, petrol stoklarında son dönemin en hızlı düşüşünün yaşandığını doğrulamaktadır. Sevkiyatlardaki gecikmeler, Brent petrolün varil fiyatını önceki yıla göre %36 civarında artırarak ortalama 94 dolara yükseltmiştir. Bu durum, özellikle Kuzey Yarımküre’deki yaz dönemi öncesinde yakıt güvenliği risklerini maksimum seviyeye çıkarmıştır.
WTO verilerine göre, kritik deniz ticareti koridorlarındaki güvenlik riskleri gemilerin rotalarını uzatmış ya da duraklamalarına yol açmıştır. Küresel ticaretin “kılcal damarları” büyük tehdit altındadır. Savaş sadece petrolü değil; helyum, fosfat ve alüminyum gibi kritik emtiaların yanı sıra gübre fiyatlarını da hızla yukarı çekmiştir. WTO ve Dünya Bankası, ekim ayında fırlayan gübre fiyatlarının tarımsal üretimi vurarak küresel gıda güvenliğini ve ciddi açlık riskini tetiklediğini belirtmektedir. Bölgedeki uçuş iptalleri ve güvenlik endişeleri, turizm ve seyahat sektörünü küresel ölçekte büyük bir zarara uğratmıştır.
IMF ve Dünya Bankası, jeopolitik şokların küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatırken enflasyonist baskıları artırdığını vurgulamaktadır.Artan enerji maliyetleri manşet enflasyonu tetiklediği için, merkez bankaları (Fed ve ECB gibi) ekonomiyi büyütmek adına faiz indirmek isteseler de bunu yapamamaktadır. Yüksek faiz politikası ve yüksek borçlanma maliyetleri küresel ekonomiyi bir “Stagflasyon” (düşük büyüme – yüksek enflasyon) sarmalına itmektedir.

​KRİZİN “ASİMETRİK ETKİLERİ”: EN ÇOK HANGİ ÜLKELER ETKİLENDİ?
​Raporda küresel ekonominin şoklara karşı genel olarak “dirençli” olduğu belirtilse de bu durum Batı (gelişmiş) ekonomilerinin finansal rezervlerini koruyabilmesinden kaynaklanan yanıltıcı bir iyimserliktir. Krizin asıl faturası kırılgan ekonomilere kesilmektedir:
Gelişmekte Olan ve Düşük Gelirli Ülkeler:
Enerji ve gıda ihtiyaçlarında tamamen dışa bağımlı olan ülkeler bu krizden en ağır darbeyi almaktadır.Büyük ölçüde yabancı enerji kaynaklarına bağımlı olan Türkiye, Hindistan ve bazı Güney Amerika ülkeleri, Brent petrolün 94 dolara yükselmesiyle zaten dar olan cari açıkları üzerinde aşırı bir baskı hissetmişlerdir. Yapısal enflasyon bu ülkelerde kronikleşmektedir.
Gübre fiyatlarındaki artış ve liman altyapılarının tahrip olması, bu bölgeleri doğrudan bir gıda krizi ve açlık riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. Gelişmiş ülkelerdeki yüksek faiz oranları, gelişmekte olan ülkelerden sıcak para çıkışını (sermaye kaçışını) kolaylaştırmakta ve bu ülkelerin dış borçlarını ödemelerini daha da zorlaştırmaktadır.


“YALANCI BAHAR” VE HÜRMÜZ BOĞAZI ALARMI
​Haberde fiyatların haziran ayına göre bir miktar düşüş gösterdiği belirtilse de ortak deklarasyonda yer alan “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması” ve “seyrüsefer özgürlüğü (freedom of navigation)” vurguları, arka planda devasa bir abluka ve güvenlik krizinin sürdüğünü kanıtlamaktadır.
Fiyatlardaki anlık düşüşler yanlış bir rahatlama hissi vermemelidir.Deniz taşımacılığı şirketleri için savaş riski sigorta primleri ve navlun maliyetleri aşırı yüksek kalmaya devam etmektedir zira rotalar hala çok uzundur.Liman altyapılarındaki tahribat çözülmeden lojistik hatların rahatlaması imkansızdır.


Sonuç olarak Hürmüz Boğazı’nda mutlak güvenlik sağlanmadan, savaşın tahrip ettiği liman ve lojistik altyapıları onarılmadan ve gıda/enerji tedarik zincirindeki kopmalar giderilmeden küresel ekonomide gerçek bir toparlanmadan bahsetmek mümkün görünmemektedir.
​Önümüzdeki süreçte, jeopolitik risk priminin piyasaları domine etmeye devam edeceği, gelişmekte olan ülkeler üzerindeki ekonomik baskının katlanarak artacağı ve küresel büyümenin baskılanacağı öngörülmektedir. Piyasalar uzun bir süre daha stagflasyon riskiyle yaşamayı öğrenmek zorundadır.

Haber kaynağı : https://www.iea.org/news/new-joint-statement-by-the-heads-of-the-international-energy-agency-international-monetary-fund-world-bank-group-and-world-trade-organization

by: Hatice Nur Kaya

Leave a Reply

Your email address will not be published.